About Me

Resident Evil 7: Biohazard İnceleme

Merak etmeyin, okuyacağınız bu Resident Evil 7: Biohazard inceleme yazısında, hikaye ile alakalı keyfinizi kaçıracak kilit bir bilgi yer almıyor. Gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz. Ana karakterimizin adı,Ethan Winters. Kendisinin; yaşını, işini veya suratı hakkında pek bir şey bilmiyoruz.....

iPhone 6S'in çıkış tarihi sızmış olabilir!

Yeni bir sızıntı, iPhone 6S'in beklendiği gibi Eylül'de geleceğini söylüyor. Bu bilgi doğruysa Apple, yeni telefonunu önceki üç amiral gemisiyle aynı zamanda yayınlamış olacak.

iOS 8 ve iOS 9'u karşılaştırdık!

Apple, yeni mobil işletim sistemi iOS 9'u Kaliforniya'nın San Francisco şehrindekiWWDC 2015 etkinliğinde dünyaya gösterdi. iPhone ve iPad'lerin yeni işletim sistemi iOS 9, bir önceki iOS 8'e kıyasla daha az yeni özellik sunuyor. Ancak iki işletim sistemi arasında bazı farklar var. Aşağıda bu farkları gözden geçireceğiz.

ÖN İNCELEME: HTC One M9'u denedik!

HTC One M9 resmi olarak tanıtıldı; uzun zamandır devam eden dedikodu fırtınası da nihayet sona erdi. Bilinmeyenler cevaplarını bulduğuna göre sıra, bizim de yerinde izlediğimiz HTC'nin MWC 2015 etkinliğinde One M9'u elimize alıp, kısa da olsa denemeye geldi.

Merak edilen Windows 10 sorularına cevaplar!

Windows 10 denildiğinde akla şu iki kelime geliyor: "Bedava" ve "Başlat Menüsü". Yeni işletim sisteminin Windows 8'de kaldırılan Başlat Menüsü'nü geri getirdiği doğru, ancak "bedava" kısmına dikkat etmek gerekiyor. İşletim sistemi 29 Temmuz'da piyasada olacak ancak Microsoft, bazı konuları halen tam olarak açıklığa kavuşturmuş değil.

23 Eylül 2014 Salı

Toshiba PC'lerde kurumsal pazara yöneliyor!

Toshiba, PC, Windows 8.1, tablet, ev, kurumsal
Toshiba, uzun süredir PC veya tablet pazarındaki satışlardan rahatsızlığını dile getiriyordu. Windows 8.1 sistemli çok sayıda modeli bulunan Toshiba, artık ev kullanıcıları için daha az ürün hazırlayacağını ve firmanın odak noktasını kurumsal pazara çevireceğini açıkladı.
Şirket bu amaç doğrultusunda 900 kişiyi de işten çıkaracak ve yeniden yapılanacak. Toshiba'nın ev kullanıcılarını hedef alan Satellites, Qosmios ve Kirabooks serisinin yanında ayrıca Chromebook bilgisayarları da bulunuyordu.
Toshiba, iş dünyasına odaklanarak satış rakamlarını iki katına çıkarmayı planlıyor. Bu sırada ev müşterisi ürünleri üzerinden çalışan 900 kişiyi işten çıkarması da sene sonunda 184 milyon dolarlık bir masraftan kurtulması anlamına gelecek. Toshiba, ev kullanıcıları pazarını "kar ettirmeyen" bir pazar olarak nitelendiriyor. Toshiba, ev kullanıcıları için ürün geliştirmeye devam edecek ancak bunları kar marjının daha yüksek olduğu gelişmiş/zengin pazarlarda piyasaya sürecek, diğer pazarlara ise ürün vermeyecek.

Gmail için Google+ şartı ortadan kalkıyor!

Gmail, Google+, Google Plus, sosyal ağ, Facebook
Google'ın bedava e-posta hizmeti oldukça iyi ve pek çok insan bu hizmeti kullanmakta. Ancak Google+ bu hizmet kadar popüler değil. Yıllardır yeni Gmail kullanıcılarının bir Google+ hesabına sahip olmaları zorunlu tutulmuşolmasına rağmen bu durum pek değişmedi. Şimdi ise Google'ın bu zorlamadan sonunda vazgeçtiğini görüyoruz.
Geçtiğimiz gün WordStream tarafından fark edildiği üzere, artık yeni Gmail kullanıcılarının e-posta hesaplarına bir Google+ hesabı eklemeleri gerekmiyor. Yeni eklenen bir "Hayır, teşekkürler" tuşu, bu zorunluluğu ortadan kaldırmış durumda. Google'dan yapılan bir açıklama da, bu ayın başlarında yeni hesap açma işleminin değiştiğini onaylamakta.
Her ne kadar Google+'ın sosyal ağ dışında pek çok işe yarar özelliği olsa da, rakibi Facebook olunca bu hizmet kendini göstermekte pek başarılı olamadı. Google'ın sosyal ağlarının eski başkanı Vic Gundotra'nın koltuğunu Nisan ayında terk etmesi ve firmanın bir süredir diğer sosyal özellikleri güçlendiriyor olması, Google'ın Google+'dan vazgeçtiği anlamına geliyor olabilir.
Ancak bu konuda henüz Google'dan gelen bir açıklama bulunmamakta ve söylentilerin her zaman söylenti olarak kalma ihtimalleri bulunmakta. Bu yüzden de bundan sonra yapabileceğimiz tek şey, beklemek ve Google+'ın geleceğinin ne olacağını izlemek...

Türkiye, Apple Pay'e hazır mı?

apple, apple pay, pay pal, online ödeme, online alışveriş, iphone 6, iphone 6 plus
NFC özelliğini sadece Apple Pay'de kullandıracak olan Apple, tüketicilere artık telefonunu cüzdan olarak da kullanma imkanı tanımış oldu. ABD'de iPhone'un tanıtımının ardından ekim ayında devreye girecek olan bu yeni dijital cüzdan çok yakında Türkiye'de de kullanılmaya başlanacak. Akıllı telefon kullanıcılarının neredeyse yarısının haberdar olduğu dijital cüzdanlar, son dönemlerde online ödeme sistemlerinin gelişmesiyle beraber öne çıkmaya başladı; ancak halen tam anlamıyla kullanıcılar arasında yaygınlaşmış durumda değil. Güvenlik sebepleri ya da fiziki mağazalardaki kullanımın az olması da dijital cüzdan kullanımının yaygınlaşmamasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor.
Apple Pay güvenlik konusunda iddialı
Telefona yerleştirilmiş yüksek güvenlik denetimi sağlayan bir çip ile kullanıcılar alışverişlerini kolayca yapabilecek. Bu işlemleri kesinlikle kayıt altına almayacağını açıklayan Apple, kullanıcıların mahremiyetine zarar vermeyecek. Güvenlik konusunda endişe duyan kullanıcıların Apple Pay'e adapte olmasında büyük kolaylık sağlayacak.
Yeni bir standart mı yaratacak?
Visa ve Mastercard ile işbirliği yapan Apple'ın bu yeni ödeme sistemi "Küresel ödeme sistemlerinde yeni bir standart mı olacak?" sorusunu da gündeme getirdi.
Türkiye'nin önde gelen inovatif ödeme sistemleri platformu iyzico hem e-ticaret platformlarının hem de kullanıcıların Apple Pay'i rahatlıkla kullanabilmesi için çalışmalarına başladı. E-ticaret platformlarının ödeme alanında yaşayabileceği sorunları öngörüp, ona yönelik yenilikçi çalışmalar yapan ve alanında öncü olan iyzico, müşterilerinin sorunsuz bir şekilde Apple Pay'e entegre olmasını sağlayacak.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Beyaz PS4, Bu Sefer DriveClub ile Birlikte

Sony, kendi oyununu olmamasına rağmen Destiny'e büyük önem vermişti. Bu önemin karşılığını konsol satışı olarak alan şirket, oyun için Beyaz PS4 dahi piyasaya sürmüştü. Beyaz PS4'ün buluştuğu yeni oyun ise DriveClub oldu.
Şirket, oyunun çıkışına binaen iki yeni paket duyurdu. Bunlardan ilki beyaz PS4 ve DriveClub paketi. Bu paketin satış fiyatının Avrupa için 439.99 Euro olacağı açıklandı. 
499.99 Euro fiyat etiketiyle piyasaya sürülecek bir başka pakette yine DriveClub içerecek. Ancak bu pakette siyah PS4'ün yanında bir PS Camera bulunacak. Daha önemlisi ise bu kutuda iki adet DualShock 4 yer alacak.
Bu paketlerinde oyunun çıkış tarihi olan 10 Ekim'de çıkması planlanıyor.

LittleBigPlanet 3 İçin MGS 5: Ground Zeroes Kostümleri Tasarlandı

Bu sene LittleBigPlanet 3 çıkışını Metal Gear Solid 5: Ground Zeroes temasıyla yapıyor. Stilist olduğu kadar şirin de duran bu kostümler LBP 3'ün çıkışıyla beraber ulaşılabilir olacaklar.
Sackboy'u Big Boss kıyafetiyle, Oddsock'ı ise bir tank kıyafetiyle görüyoruz.
LBP 3, PlayStation 3 ve PlayStation 4 için 19 Kasım'da piyasaya çıkıyor.

iOS 8'in İlk Metal Oyunu Gözüktü

iOS 8 ile birlikte gelen en büyük yeniliklerden bir tanesi de "Metal" ismi verilen yeni bir oyun geliştirme aracı. A7 ve A8 işlemciler ile daha uyumlu çalışan bu araçla birlikte daha iyi grafiklere sahip oyunlar görebileceğiz. Özellikle yeni duyurulan iPhone 6 ile birlikte artan grafik gücü iOS işletim sistemine yeni nesil konsol kalitesi kazandırma kapasitesine sahip deniliyor.
Bu kalitede tanıtılan ilk oyun Epic Zen Garden oldu. Yukarıda gördüğünüz grafikler bu oyuna ait. İlk bakışta bir mobil oyun olduğuna inanmak neredeyse imkansız. Bu araçla birlikte geliştirilen ilk oyunlar olması sebebiyle önümüzdeki günlerde gelecek yeni oyunların kalitesini düşünmek dahi istemiyoruz. Bu görsellerden sonra bizimle paylaşılan bir Vine videosunda gördüğümüz grafiklerde yine harika görünüyor. İşte o Vine videosu ve iOS 8 ile birlikte gelen grafik kalitesi.

CoD: Advanced Warfare'in Xbox One Çözünürlüğü Ghosts'tan Yüksek Olacak

Geçtiğimiz yıl çıkış yapan Call of Duty: Ghosts, bildiğiniz üzere yeni nesil için de çıkış yapmıştı. Grafik olarak eski nesle göre daha iyi bir performans ortaya koyan Ghosts, PS4'te 1080p olmasına rağmen Xbox One'da 720p çıkarak yeni nesil Xbox sahibi oyuncuları hayal kırıklığına uğratmıştı. Serinin yeni oyunu Advanced Warfare ise açıklanana göre Xbox One'da daha yüksek bir çözünürlükte karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.
Oyunun yapımcısı Sledgehammer Games, Call of Duty: Advanced Warfare'in Xbox One versiyonu için "Ghosts'tan daha yüksek çözünürlükte olacak," açıklamasını yaptı. Ancak oyunun çözünürlüğünün 900p mi yoksa 1080p mi olacağına dair herhangi bir bilgi vermedi. Bununla beraber Advanced Warfare'in PlayStation 4'te de 1080p olup olmayacağı hakkında da henüz bir detay yok.
Call of Duty: Advanced Warfare Xbox One, Xbox 360, PS3, PS4 ve PC'ye 4 Kasım tarihinde çıkış yapacak. 

Mojang'dan Fiyat İndirimi Geldi

Geçtiğimiz günlerde Microsoft tarafından 2.5 milyar dolara satın alınan Mojang'ın tek oyunu Minecraft değil. Şirket Minecraft ile milyonlarca kişiye ulaşmış olmasına rağmen geçtiğimiz aylarda Scrolls isimli bir oyun piyasaya sürmüşlerdi.
Çıkışı itibariyle 21 dolar gibi yüksek bir fiyat ile oyunculara sunulan oyunun fiyatı bugün itibariyle düşecek. Yüksek bir fiyatı olmasına rağmen ilgi gören oyunun yeni fiyatı ise 5 dolar olarak belirlendi.
Bu büyük düşüşün sebebi ise Microsoft olarak gösteriliyor. Şirket daha fazla satış yapıp daha fazla gelir elde etmek için böylesine büyük bir fiyat indirimine gitmiş gibi görünüyor.

Geçtiğimiz Hafta Birleşik Krallık'ta En Çok Satanlar

Her hafta başında olduğu gibi UKIE, geçtiğimiz hafta Birleşik Krallık'ta en çok satan oyunların listesini yayınlandı. Bir önceki hafta olduğu gibi bu haftada liste başında Destiny bulunuyor. İkinci sırayı ise Disney Infinity 2.0 almış durumda. Üçüncü sırada ise Hyrule Warriors bulunuyor.
Destiny yine birinci sırada olmasına rağmen bu hafta satışlarında %78'lik bir düşüş göründü. Ancak büyük bir oyunun çıkış haftasından sonra böyle bir düşüş yaşaması normal olarak görünüyor. Listenin tamamı ise şöyle:
1.   Destiny – Activision Blizzard
2.   Disney Infinity 2.0 – Disney
3.   Hyrule Warriors – Nintendo
4.   Watch Dogs – Ubisoft
5.   The Sims 4 – EA
6.   Minecraft: Xbox 360 Edition – Microsoft
7.   Call of Duty: Ghosts – Activision Blizzard
8.   Minecraft: PS3 Edition – Sony
9.   The Last of Us: Remastered – Sony
10.   Plants vs Zombies: Garden Warfare – EA
11.   The LEGO Movie Video Game – Warner Bros
12.   Grand Theft Auto V – Rockstar
13.   Tomodachi Life – Nintendo
14.   Titanfall – EA
15.   Diablo III Reaper of Souls Ultimate Evil Edition – Blizzard
16.   Sniper Elite III – 505 Games
17.   Theatrythm Final Fantasy: Curtain Call – Square Enix
18.   Terraria – 505 Games
19.   LEGO Marvel Super Heroes – Warner Bros
20.   Metro Redux – Deep Silver

PlayStation 4 İçin Bu Hafta Sonu PS Plus Ücretsiz

Sony bu hafta sonu PlayStation 4 sahipleri için PS Plus'ı açık bırakıyor. Plus üyeliğiniz olmasa bile hafta sonu boyunca online multiplayer oyunları ücretsiz olarak oynayabileceksiniz.
PlayStation Blog'da yayınlanan habere göre fırsat 26 Eylül Cuma gününden başlayacak ve pazar gecesine kadar devam edecek.
Bu fırsatın sadece online multiplayer oyunları denemek için olduğunun altını çizelim. İndirimler, cloud save'ler gibi PS Plus imkanlarından yararlanılamıyor.

GTA 5 PC ve Yeni Nesilde FPS Modu Mu İçerecek?

18 Kasım tarihinde yeni nesle, 27 Ocak 2015 tarihindeyse PC'ye çıkacak olan GTA 5, bu yeni sürümünde FPS modu içerebilir.
Rockstar, internet sitesi üzerinden yaptığı açıklama ile GTA 5 içerisinde olacak yenilikleri listeledi. PC ve yeni neslin gücünü kullanarak pek çok yenilik getirmeyi amaçlayan Rockstar, bu yeniliklerin arasında GTA 5'i FPS moduna alarak oynayabileceğimizi de ekledi. Geçtiğimiz hafta içerisinde ortaya çıkan bu güncelleme, Rockstar tarafından nedeni bilinmeyen bir sebep yüzünden yayınlanır yayınlanmaz silinmiş durumda. Ancak bazı kullanıcılar Google Cache sayesinde silinen bu güncellemelerin bir kısmını ortaya çıkarabildi.
Bu yenilikler arasından en dikkat çekici birkaç yeniliği listelemek gerekirse: 
- Oyunun PC versiyonu için video editör özelliğinin gelecek olması, 
- PS3 ve Xbox 360'ta yer alan GTA Online karakterlerimizi PC'ye veya yeni nesle aktarabilmemiz, 
- Arabada ve yaya halindeyken yepyeni bir FPS modunun oyunda yer edecek olması.
GTA serisi ve FPS modu kulağa oldukça heyecan verici geliyor. Her ne kadar Rockstar bu güncellemeleri silmiş olsa da, bu durum GTA 5'te FPS modu görmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. İşin ucunda Rockstar olunca her şey beklenebilir. Peki ya GTA 5'i ilk kez PC ve yeni nesilde oynayacak olsaydınız FPS'yi mi yoksa klasik TPS modunu mu tercih ederdiniz? 
Her halükarda birden fazla seçeneğimizin olması kötü bir şey olmasa gerek. Değil mi?

The Last of Us, Ağustos Ayının Zirvesinde

Yine Birleşik Krallık yine bir satış listesi daha. Bu tür şeylere çok önem veren bir bölge olan Birleşik Krallık'ta bu sefer Ağustos ayının en çok satan oyunları açıklandı. Listenin başında ise The Last of Us: Remastered yer alıyor.
İkinci sırada ise Diablo 3 yer almakta. Ancak The Last of Us, Diablo'dan %35 daha fazla satarak büyük bir başarı yakalamış durumda. Ağustos ayında bir önceki aya göre ise yaklaşık olarak %4.5'lik bir artış gözlemlenmiş durumda. Listenin tamamında ise şu oyunlar yer alıyor:
1. The Last of Us – Sony
2. Diablo III Reaper of Souls Ultimate Evil Edition – Blizzard
3. Watch Dogs – Ubisoft
4. Minecraft Xbox 360 Edition – Microsoft
5. FIFA 14 - EA
6. Minecraft: PlayStation 3 Edition - Sony
7. Call of Duty: Ghosts – Activision
8. The LEGO Movie Video Game – Warner Bros
9. Grand Theft Auto V – Rockstar
10. Battlefield 4 – EA
11. Sniper Elite III – 505 Games
12. Plants vs Zombies: Garden Warfare – EA
13. Titanfall – EA
14. Tomodachi Life – Nintendo
15. Assassin's Creed IV: Black Flag – Ubisoft
16. LEGO Marvel Super Heroes – Warner Bros
17. Terraria – 505 Games
18. Wolfenstein: The New Order – Bethesda
19. Mario Kart 8 – Nintendo
20. Forza Motorsport 5 – Microsoft
21. Skate 3 – EA
22. EA Sports UFC – EA
23. WWE 2K14 - 2K
24. Need for Speed: Rivals – EA
25. Disney Infinity – Disney
26. Skylanders: Swap Force - Activision
27. Frozen: Olaf's Quest – GSP Avanquest
28. Ultra Street Fighter IV – Capcom
29. LEGO The Hobbit – Warner Bros
30. GRID Autosport – Codemasters
31. Command and Conquer: Ultimate Collection – EA
32. Rayman Legends – Ubisoft
33. Sonic and All Stars Racing Transformed – Sega
34. Pokemon Y – Nintendo
35. The Last of Us – Sony
36. Tales of Xillia 2 – Bandai Namco
37. LEGO Star Wars: The Complete Saga – Disney
38. How to Train Your Dragon 2 – Bandai Namco
39. Pokemon X – Nintendo
40. Aliens: Colonial Marines – Sega

Destiny İnceleme

Duyurusundan beri deli gibi beklediğim, alpha ve betasını heyecanla oynadığım Destiny sonunda karşımda. Aslında bu bekleyişim oyunun çıkışından iki-üç hafta önce duraksadı. Seviye sınırının 20 olduğunu öğrenmemden sonra kafamı bir silkeleyip kendime geldim. Duyurusundan beri Bungie, Activision, Sony üçlüsü tarafından sürekli pohpohlanan Destiny’nin o kadar da başarılı olmayabileceği aklıma gelmişti. Alpha ve betadan sonra oyunun hayal kırıklığı olmayacağını bilsem de iki-üç hafta önce başlayan şüphelerim bazı konularda gerçeğe dönüştü.
Oyunun eksilerine ve artılarına birer birer değineceğim. Öncelikle Destiny’nin bizlere ne anlattığıyla başlamak istiyorum.
“Dili var, fikri yok.”
Destiny’nin başlangıç hikayesi oldukça ilgi çekici. Dünya’dan farklı gezegenlere adım atılması ve bu gezegenlerde yaşamın başlamasıyla hikaye ilk meyvelerini veriyor. Ardından Traveler isimli minik gezegen boyutundaki varlığın insanlığın karşısına çıkması ve The Darkness’ın Traveler’ı takip etmesiyle tarih, hayatındaki en büyük değişimi yaşıyor. İnsanlık The Darkness yüzünden yok olma noktasına geldiğinde ışığın kaynağı olan Traveler kendisini feda ederek insanlığa savaşmak için umut veriyor. Biz de Traveler’a yeniden hayat vermek için sıradan bir Guardian olarak mücadelemize başlıyor.
Hikaye çok yaratıcı olmasa da güzel bir şekilde başlıyor. Fakat gelecek vaat ettiğini söyleyemeyeceğim. Minik dostunuz Ghost’un oyun içerisinde sizi bilgilendirmeye çalışması, görev öncesindeki dış ses ve ufak tefek ara sahneler yer alsa da hikayeyi pek umursayamıyorsunuz. Görevlerdeki amacınız hikayenin sonrasını öğrenmek değil, daha fazla yaratık kesmek oluyor. Destiny bu konuda içimde biraz burukluk yarattı.
“Seçiminizi yapın”
Hikayeyi aradan çıkarttığımıza göre oyuna başlangıcımızı yapabiliriz. Destiny özünde MMOFPS olan bir oyun. Haliyle ilk olarak bir karakter yaratmanız gerekiyor. İnsan, awoken ve exo ırklarından birini seçip, ardından cinsiyetinizi ve en önemlisi sınıfınızı belirlemelisiniz. Titan, Warlock, Hunter sınıfları özünde birbirlerinin aynısı. İkileme düşeceğiniz tek konu özel yetenek olacaktır. Titan saf güç veya savunma özelliklerinden birini kullanırken, Warlock büyü, Hunter silah veya kılıç yeteneklerinden birini kullanıyor. Ufak tefek birkaç farklılık bulunsa da özünde vermeniz gereken tek seçim noktası kullanmak istediğiniz yeteneği belirlemek olacak.
Tüm bunları belirledikten sonra sıra karakterinizin dış görünüşünü belirlemede. Açıkçası karakter çeşitliliği konusunda Destiny’den beklediğimi alamadım. Betadakinden daha fazlasını beklerken karşıma tıpatıp aynısı çıktı. Yüz ve renk çeşitliliği yeterli seviyede olsa da saçlarda oyun bir hayli kıt. Hepsinin birbirinden abartılı olması da cabası.
Yetenek konusundaysa Destiny şüphelerimi yıkmaya başardı. Önceden oyunun yeterli düzeyde yetenek çeşitliliğine ayrılmayacağından korkuyordum. Bir MMORPG kadar olmasa da Destiny yeterli bir çeşitlilik sunuyor. Her sınıfın iki adet alt sınıfı bulunuyor. Titan’da saldırı ve savunma, Warlock’ta saldırı ve diğer özelliklerini güçlendirme, Hunter’daysa uzak ve yakın menzilli olarak ikiye ayrılıyor. Yetenek ağacında da belirleyebileceğiniz birkaç farklı özellik var. Bombalar, uzun atlama - kısa ama kontrollü atlama, görünmezlik - hız gibi birçok ikili veya üçlüden birini belirlemeniz gerek. Her ne kadar karakterler bambaşka dünyalara ayrılmasa da bir farklılık yaratabildiğinizi hissetmek hoş bir duygu.
Her MMO oyununda olduğu gibi loot da Destiny’de önemli bir yer kaplıyor. Başlarda daha çok görev sonlarında ödül olarak verilen eşyalarla idare etmeniz gerekecek. Fakat seviyeniz arttıkça öldürdüğünüz düşmanlardan daha çok eşya düşmeye başlıyor. Son seviyelerde girdiğiniz görevlerin içinde ortalama beş adet eşya düşürebiliyorsunuz. Diablo veya Borderlands’teki loot çılgınlığı Destiny’de yer almıyor. Zaten oyunda loot çılgınlığı olabilecek kadar eşya da yok.
Biraz da seviye sınırından bahsedelim. Oyunda 20. seviyeye geldiğinizde sınıra ulaşıyorsunuz. Ardından 29. seviyeye kadar çıkmanız da mümkün. Bunu yapmak içinse içerisinde ışık (light) bulunan eşyaları giymeniz gerekli. Bu sayede seviyenizi 29'a kadar çıkarabiliyorsunuz.
Seviye sınırını ilk duyduğumda hayal kırıklığına uğramıştım. Destiny'yi oynadıktan sonraysa bunun sebeninDestiny değil, günümüzde yer edinen seviye mantığı olduğunu fark ettim.. Oyundaki seviye sınırının düşük olmasının sebebi sıkıştırılmış olması. Hem seviye atlamak o kadar kolay değil, hem de aralarında uçurum yok. Örnek olarak 15. seviyedeyken 12. seviyedeki düşmanlar yeri geldiğinde sizi zorlayabiliyor. Geliştiğinizi fark etmenizin yanında düşmanların sizi ara sıra hala zorlayabilmesi, takdir edilmesi gereken bir başarı.
“Al sana bomba.”
Destiny’nin oynanış mantığı Halo’ya oldukça benziyor. Zaten iki yapımı da aynı stüdyo yaptığı için bu durum kaçınılmaz. Destiny ise biraz daha fantastik ve modern bir Halo olmuş. Günümüz oyunlarındaki yakınlaştırma sisteminin olması, daha hızlı bir oynanış sunması ve özel yetenekler kullanabilmek Destiny’yi Halo’dan ayırıyor. İki oyunun birbirine benzer ve farklı yanlarını bir kenara bırakıp Destiny’yi tek ele alalım. Oyunun aksiyonu oldukça tok. Silah ve özel yeteneklerin birleşimiyle oldukça dinamik sahneler ortaya çıkıyor. Bunun üstüne bir de co-op eklenince zevkten dört köşe olmanız mümkün.
Düşmanlar bir FPS oyununa göre oldukça çeşitli. Fakat bir bölgede genellikle tek tip düşmanların çıkması bu çeşitliliği görmenizi engelleyebilir. Bu konuda biraz Bungie suçlu. Hikaye böyle tasarlanmayabilir veya her bölge için daha fazla düşman yapılabilirdi. Yapay zekayı ise oyunun büyük bölümünde oldukça başarılı buldum. Kalkanı kırılan bir düşmanın başka bir düşmanın arkasına saklanması gibi hinlikleri yapmayı iyi biliyorlar. Ancak önünde durmama rağmen birkaç saniye bana ateş etmeden bakan düşmanlar da olmadı değil. Yine de rakip oyunlarla kıyasladığımda Destiny’nin düşman yapay zekasından memnun kaldım.
Gelelim en çok vakit harcayacağınız yere, yani görevlere. Ana görevler hikaye eksikliği haricinde oldukça zevkli geçiyor. Hikaye genelinde gezeceğiniz mekanlar gerçekten takdire şayan. Görev tasarımları genellikle ilerleme,Ghost’u koruma, düşman akınından sağ çıkma, boss kesme gibi alışık olduğumuz tarzda ilerlese de mekanların güzelliği sayesinde tazeliğini korumaya başarıyor. Co-op oynamanın zevki de başka bir artı nokta. Ana görevlerde hikaye harici şikayetçi olacağım tek nokta bazı zamanlar tekrara binmesi.
Strike görevleri de ana görevler haricinde yapabileceğiniz tek kaliteli yan görev seçeneğiniz. Üç kişilik tasarlanmış olan bu görev çeşidi hem uzun süresi hem de sonunda güçlü bir boss’un sizi karşılaması sayesinde kendisini zevkli kılıyor. Zorluk seviyesini arttırarak tekrar oynanabilirliğini de arttırabilirsiniz.
Savaşın yer aldığı kısımlardan önce bir Tower’a gidelim. Dünya’daki son şehirde kurulan Tower, Guardian’ınızın en çok uğrayacağı yerlerden biri. Eşya satın alma, şifrelenmiş eşyaları açma, pasif Bounty görevleri alma, mesajlara bakmak gibi işlerinizi Tower’da yapıyoruz. TPS modunda oynanan Tower, oyuncuların bir araya geldiği nokta olmasıyla MMO oyunlarından alıştığımız güvenli bölgeleri andırıyor. Kötü bir yan olaraksa Tower’da rastgele karşılaştığınız kişilerle konuşamıyorsunuz. Bunu yapmak için karşımızdakini ekibimize (Fireteam) katmakla uğraşmak zorunda kalmasak daha iyi olurdu.
Oyunda toplam dört adet keşfedilebilir harita var: Dünya, Ay, Venüs ve Mars... Hepsini topladığımızda büyüklük olarak sonuç oldukça iyi. En büyük sorunsa haritaların boş olması. Patrol tarzı sürekli tekrar eden basit yan görevleri saymazsak hemen hemen yapılabilecek hiçbir şey yok. Haritadaki topluluğu bir araya getiren Event’ler de var ama Destiny’yi 30 saate yakın oynamama rağmen sadece bir tanesiyle karşılaştım. Alpha ve betada birçok kez içerisinde bulunduğum Event’lerin tam sürümde bu kadar az olması serverlara fazla yüklenilmesinden olsa gerek.
Event’lerin oyunda sorunsuz bir şekilde yer aldığını varsaysak bile Destiny’de ana görevler dışında vaktinizi harcayabileceğiniz aktivitelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Haritayı keşfe çıksanız bile bulabileceklerinizin çok az. Destiny’yi bitirdikten sonra PvP dışında yapabileceğiniz tek şey Strike ve ana görevleri yeniden oynamak. Destiny’yi bir MMO oyunu olarak ele aldığımızda içerik konusunda son derecede zayıf. Seviye sınırına geldiğinizde sizi oyunda tutacak bir şey bulamayabilirsiniz. Bungie oyunun oldukça uzun ömürlü olacağını söylemişti, fakat Destiny bu haliyle devam ederse çok geçmeden birçok oyuncusunu kaybedecektir.
Fakat Destiny uzun ömürlü kalacağının ilk ışığını verdi. Ayın 16’sında ilk Raid görevine kavuşacağız. Raid’ler sadece altı kişilik arkadaş grubuyla yapılacak ve hafta boyunca kaldığınız yerden devam edecek. Hafta bittiğinde Raid de sıfırlanacak. Raid’lerin oyundaki en zor mücadele olacağını da ekleyeyim.
Raid oyuna eklense de herkesin beş adet Destiny oynayan arkadaşı olmadığı göz önüne alındığında Raid’in de Destiny’yi içerik anlamında kurtaramayacağını söyleyebiliriz. Oyunun içerik anlamında zenginleşmesi gerekiyor. Haritalardaki boş alanların keşfedilmeye değecek şeylerle doldurulması ve hikaye anlamında daha zengin görevlerin yer alması gerekiyor. Her ne kadar yeterli olmasa da Bungie’nin oyunu yeni içeriklerle besleyeceğine dair güvenim tam, fakat bu içeriklerin bir süre sonra iyice DLC’ye kayacağından çekiniyorum. Umarım Activisionböyle bir paragözlük yapmaz.
“Guardian, Guardian’a karşı.”
Biraz da işin PvP kısmına, yani The Crucible’a gelelim. The Crucible’ın mekanikleri Call of Duty sosuna bandırılmış Halo tadı veriyor. Hızlı ama taktiksel olması, özel yetenek kullanımı, ufak tefek sorunlar harici dengeli oynanışı oldukça takdir ettim. Bunun yanı sıra çeşitli ve başarılı bir şekilde tasarlanmış 11 adet harita bulunması da artı bir taraf.
PvP’deki can sıkıcı fakat gerekli olan bir nokta da seviyeler arasındaki dengeleme. 3. seviyedeki oyuncu 18. seviyedeki oyuncuya kafa tutamayacağı için bir dengeleme getirilmiş. Eşyalarınızın hepsi The Crucible’a geldiğinizde bir testten geçiyor ve en dengeli hale getiriliyor. İşin can sıkıcı tarafıysa silahların neredeyse hepsinin birbirine eşit olması. Dengeleme getirildiği için kendi silahınızın başka silahlardan farkı kalmayabiliyor. Seviyelere göre oyuncu bulunması gibi bir çözüm de eşleştirme sistemini uzatacağı için bu tercih biraz zorunlu olmuş. Ancak betada zaman zaman açılan Iron Banner’a girerek eşyalarınıza hiçbir dengeleme getirilmeden diğer Guardian’lara karşı mücadele verebiliyorsunuz. Ancak Iron Banner tam sürümde henüz açılmış değil.
The Crucible’daki modlarsa başlangıç itibariyle bana pek yeterli gelmedi. Bölge ele geçirmeli Control, Team Deathmatch (Clash), herkes tek (Rumble), Skirmish ve Salvage oyunda şimdilik yer ediniyor. Her zaman taktiksel modları seven biri olarak Control, Skirmish ve Salvage’ı oldukça beğendim.Skirmish temelinde 3’e 3 bir Team Deathmatch. Ölenleri iyileştirebilmek gibi bir seçenek yer aldığı için bu mod ayrı bir lezzete sahip. Salvage da 14 Eylül’de açılan bir mod. Bu modda Skirmish’teki sistemin üzerine haritada rastgele çıkan bir bölgeyi ele geçirmeniz ve tutmanız gerekiyor. Henüz açılmayan bir mod daha var. O da Combined Arms. Bu modda da araç ağırlıklı çatışmalar olacak.
The Crucible’ın uzun ömürlü olup olmayacağını konuşmak için biraz erken. Şahsen ben zamanımı The Crucible’da harcamaya devam edeceğim. Şimdilik biraz kısır olan mod sayısı ileride ücretsiz olarak arttırıldığı takdirde PvP’nin ömrü kesinlikle katlanacaktır. Call of Duty, Battlefield, Halo üçlüsü arasında yer edinmesi kolay olmasa da en azından kendi kitlesini oluşturacağından eminim.
“Manzara izlemek varken niye savaşıyoruz?”
Teknik kısma geldiğimizde Destiny yükleme süreleri dışında muazzam bir iş çıkarmış. Bir online oyuna göre grafikler çok başarılı. Işıklandırma ve gölgeler hikaye moduna ağırlık veren çoğu oyunda bile göremeyeceğimiz kalitede. Mekanların ve manzaraların da hayal gücü geniş akıllardan çıktığı rahatlıkla belli oluyor.
Halo müzikleriyle de adından söz ettiren bir seri olmuştur. Bungie geleneğini bozmayarak Destiny’de de bu durumu devam ettiriyor. Hem sakin hem de hareketli parçalarla son zamanlardaki en başarılı oyun içi müzikler oluşturulmuş. Özellikle düşman akınında çalan müzikler zevkinizi ikiye katlıyor.
“Kader esprisi yapmadan sona geldik.”
Destiny hakkındaki son karara varmadan önce oyundan ne beklediğinizi düşünmeniz gerek. Tam donanımlı bir MMO arıyorsanız Destiny sizi birçok konuda üzecektir. Hem hikaye hem de online moda sahip FPS arıyorsanız da hikayesinin güçlü olmaması, mekanların güzel olsa da bazen tekrar etmesi gibi etmenler yüzünden canınız sıkılabilir. Biraz ondan, biraz bundan arıyorsanız Destiny sizin için gerçekten de oldukça başarılı bir oyun olacaktır. Ayrıca ileriki zamanlarda gelecek yeni içeriklerle birlikte oyunun daha da zenginleşeceğine güveniyorum.
OYUNUN ARTI YÖNLERİ
  • Oynanış ve aksiyon,
  • Müzikler,
  • Co-op zevki,
  • Umut vaat eden PvP,
  • Mekan tasarımları.
OYUNUN EKSİ YÖNLERİ
  • İçerik olarak çok boş,
  • Hikaye zayıf,
  • Son seviyede oyun çok kısır,
  • Yer yer tekrar ediyor,
  • Yükleme ekranları biraz uzun.


iPhone'ların gelişimi tek GIF'te!

iphone, apple, animasyon,
iPhone'ların tasarımları, en küçük detaylara bile önem vermesiyle ve yüksek kalitesiyle diğerlerinden ayırt ediliyor. Yeni üretilen bir GIF dosyası ise Apple'ın telefonunun yıllar içinde nasıl değiştiğini birkaç saniyelik animasyona sığdırdı.
iPhone'un ilk modelden bu yana nasıl inceldiğini, çerçevesinin nasıl küçüldüğünü ve ekranının nasıl büyüdüğünü, aşağadaki GIF dosyası en iyi biçimde anlatıyor.

Windows 9, 8K desteğiyle ortaya çıkacak!

Kaynak: PCportal Windows 9, 8K, çözünürlük, ekran, büyük, destek, geniş, standart
Geçtiğimiz hafta içerisinde Windows 9 hakkında o kadar çok dedikodu ve haber sızıntısı ile karşılaştık ki eğer böyle giderse birkaç gün içinde sistemi tam olarak karşımızda göreceğiz demektir. 
Bu sefer ortaya çıkan bilgiye göre Windows 9, bir önceki işletim sistemi olan 8'e göre çok daha yüksek ekran çözünürlüklerini destekleyecek. Özellikle yüksek DPI seviyesine sahip ekranlarda, Windows 8 kullanmaya çalışanların çok iyi bileceği üzere, işletim sistemi genelde yüksek çözünürlükte sorun çıkarıyordu. Her ne kadar bu durum 8.1 ile birazcık düzenlenmiş olsa da halen tam olarak çözülemedi; hatta sadece harici uygulamalar için değil, direk Windows ürünlerinde bile sorun yaşandığı gözlemlendi. Fakat bu durum Windows 9 ile sona erecek...
En azından PCportal isimli sitenin iddiası bu yönde. Windows 9'un ilk versiyonlarından birisini eline geçirmeyi başaran ekip, sistemi biraz mıncıkladıktan sonra, Windows 9'un 8K çözünürlüğe kadar destek vereceğini beyan etti. Yayınladıkları bir görselle, Windows 9'da bulunan Windows Explorer ikonunun farklı çözünürlüklerdeki ölçülerini de gözler önüne seren PCportal, 96 DPI ile 240 DPI arasındaki geçişi resmen tek tek anlattı.
Microsoft, yüksek çözünürlükteki ürünlerin yakın zamanda piyasayı eline geçireceğine emin ve Windows 9'un 8K çözünürlüğe kadar destek vermesi tam da olması gereken bir özellik. Şimdilik bu miktar biraz fazla gibi gözükebilir ama birkaç yıl içerisinde standart olması su götürmez bir gerçek. 


Çin, DuckDuckGo'yu engelledi!

duckduckgo, web, site, arama
Gizlilik odaklı arama motoru DuckDuckGo, Çin'in büyük güvenlik duvarının arkasına atılan web sitelerinin arasına eklendi.
DuckDuckGo'nun kurucusu ve CEO'su Gabriel Weinberg, engellemenin gerçekleştiğini Tech In Asia'ya yaptığı açıklamada doğruladı ve bu engellemenin birkaç hafta önce başladığına inandığını söyledi. Weinberg, ülkenin internet sansürüne niye takıldığını ise tam olarak bilmediğini söyledi.
Yasaklanan siteleri izleyen Great Fire, duckduckgo.com'un gerçekten de 4 Eylül'de engellenmeye başladığını gösteriyor. Sitenin raporu, DuckDuckGo'ya erişimin hala engellenmiş olduğunu göstermekte.
DuckDuckGo, son 18 ayda iyi bir performans göstermiş, 2013'ü 1 milyarın üzerinde aramayla kapatmayı başarmıştı. Site, her ay 100 milyar arama sorgusuna cevap veren Google'ın elbette çok gerisinde, ancak gizliliğe önem verenler için yerini sağlamlaştırmış durumda.

LG'den kapaklı telefon Wine Smart!

LG, kapaklı, clamshell,
LG, belirli ülkelerde satmak üzere geliştirdiği yeni kapaklı telefonunu tanıttı. Android 4.4 KitKat ile çalışan Wine Smart, klasik kapaklı telefonların stiline sahip.
LG Wine Smart'ın tek özelliği, kapaklı olması değil. 1.2GHz dört çekirdekli işlemciyle gelen telefon, 1GB RAM'e, 4GB dahili depolamaya, microSD desteğine, 3.5 inç'lik LCD ekrana (480x320) sahip. Bu özelliklerin sizi etkilemediğini tahmin edebiliyoruz, ancak iki kamera ve 1.700mAh kapasiteli pille birleştiğinde telefon, bizce ilgi çekici bir hale geliyor.
Fiziksel tuş takımı ve acil durumlarda belirli kişilere uyarı gönderen Safe Keeper işleviyle LG'nin orta yaşın üzerindeki telefon kullanıcılarını hedeflediği açık. Ve tabi ki cihazın üzerinde bir LED uyarı ışığı da bulunuyor.
LG, kapaklı, clamshell,

LG, Wine Smart'ın siyah ve beyaz sürümlerini 26 Eylül'de piyasaya sürmeyi planlıyor.

Yeni rekor: 10 milyon iPhone 6 satıldı!

apple, iphone, cep, telefon
iPhone 6 ve iPhone 6 Plus'ı geçen hafta piyasaya süren Apple, hafta sonunda, çıkıştan itibaren sadece 3 günde 10 milyon yeni iPhone 6 ve 6 Plus satışı yaptığını söyledi.
Böylece Apple, geçen sene satışa sunduğu iPhone 5S ve 5C'nin 9 milyonluk toplam satışlarını 1 milyon birim geçmiş oldu. Yeni iPhone 6'ların Çin'de henüz satışta olmadığını da dikkate almak gerekiyor. Firma, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus'ın hangisinin, ne kadar sattığını söylemese de, rakamlar etkileyici görünüyor.
Apple CEO'su Tim Cook, konuya ilişkin yaptığı açıklamada "iPhone 6 ve iPhone 6 Plus satışları, ilk haftasında beklentilerimizi aştı. Bundan daha mutlu olamazdık." dedi.
Tedarikle ilgili sorunların çoğunun iPhone 6 Plus'ta yaşandığı, cihaz için ön-sipariş verenlerin bile gecikmelerle karşılaştığı gözleniyor. Tanıtımının ilk 24 saatinde 4 milyon ön-sipariş toplayarak bir başka rekor kıran iPhone 6'ların bu başarılı satış çizgisini önümüzdeki aylarda da sürdürüp sürdürmeyeceğini merak ediyoruz.

19 Eylül 2014 Cuma

Dropbox uyardı: Sistemde sorun var

Sorun hakkında çalışmalar devam ediyor Dropbox, iOS8, işletim sistemi, yükeleme, upload, versiyon, güven, yükseltme
Günümüzde en çok kullanılan bulut uygulaması olanDropbox, geçici olarak "askıya alındı." Pek tabii bu durum tüm uygulama için geçerli değil. Öyle görünüyor ki iOS 8 ile ilgili uyum sorunu yaşayan uygulama, iOS üzerinden yapılan otomatik fotoğraf yükleme işini bir süre ertelemek zorunda kalacak.
Dropbox tarafından yapılan açıklamaya göreyse, yeni iOS versiyonunu kullanan birçok kullanıcı, ellerindeki fotoğraf ve videoları normalde olduğu gibi rahat bir şekilde siteye upload edemiyorlar. Gelen şikayetlerin artması üzerine durum ile ilgilenen yetkililer, olayın çok ciddi olduğu konusunda hem fikir. Özellikle cihaz üzerindeki fotoğrafların direkt olarak bulut sunucuya yüklendiğini düşünerek, ellerindeki fotoğrafları silen kullanıcıların ortada kalmasını istemeyen Dropbox ekibi, bir süreliğine iOS 8 üzerinden kendilerine erişimi durdurdu.
"Eğer işletim sisteminizi iOS 8'e yükselttiyseniz, ilk olarak çekilen fotoğraflarınızın Dropbox'a güvenli bir şekilde aktarıldığından emin olun ve fotoğraflarınızı sonradan silin." şeklinde bir uyarıda da bulunan Dropbox ekibi, Apple ile sorunu çözmeye çalıştıklarını beyan etti. 

Üçüncü parti klavyeler iOS 8'e hazır...

Swype, klavye, SwiftKey, QuickType, Apple, iOS8, iOS 8
Apple, bugün içerisinde iOS 8'i download edilebilir bir halde sunacak ve ilk grup klavyelerin App. Store'a ulaşması için de çok beklemeyeceksiniz. Hatta herhangi bir beklemenin olmaması bile söz konusu. Swype, Çarşamba gününden itibaren 99 cent karşılığı satın alınabilir olacak ve geliştiriciler ile Apple'ın kendi klavyesi, yeni QuickType klavye ile yeni bir yarışı başlatacak.
Bu yarışta Swype'ın iPhone ve iPad klavyeleri için en büyük rakibi ise SwiftKey olabilir. SwiftKey de iOS 8 için hemen aynı zamanda satın alınabilir olacak ve fiyatı da düşürülmüş olacak. İki klavye de, harflere ayrı bir şekilde basma gereksinimini kalmış durumda ve hareket tabanlı algılama sistemleri sayesinde Android işletim sisteminde oldukça popüler olmuş durumdalar. Bu sistem, bir harfe basmanızı ve parmağınızı kaydırarak diğer harflere ulaşmanızı böylelikle de elinizi kaldırmadan kelimeleri yazabilmenizi sağlıyor. Ayrıca, Swype'ın sahibi olan Nuance yeni sıradaki-kelime tahmini sisteminden oldukça gururlu gözüküyor.
Eğer bu klavyelerin Android üzerinde nasıl çalıştığını biliyorsanız, iOS sürümlerinde de aynı sistemin kullanıldığını duymak sizin için iyi bir haber olabilir. Ayrıca, Swype'ı ne kadar fazla kullanıyorsanız, sistem, tahminlerin o kadar akıllı bir hale geliyor. Eğer belirli bir kelime sistem tarafından algılanmıyorsa kendiniz istediğiniz kelimeyi sözlüğe anında ekleyebiliyorsunuz. Eğer "selfie" gibi kelimeleri sıklıkla kullanan biriyseniz, bu türdeki kelimeleri sözlüğe anında eklemenizde büyük fayda var.
Başlangıç aşamasın Swype internete bağlanarak yeni kelimeler indiremeyecek veya farklı cihazlardaki sözlüklerinizi eşleştiremeyeceksiniz. Yani Swype'ın bütün "öğrenme" yetisi yerel olarak çalışacak. Bu yüzden SwiftKey bu alanda kesinlikle Swype'dan önde gözüküyor çünkü SwiftKey ağ bağlantısına sahip ve Android uygulamasına öğrettiğiniz kelimeleri bulut aracılığı ile öğrenebilmekte. Swype da bu özelliğe kısa bir süre içerisinde kavuşacak ve bu özelliğin ardından Swype takımı, uygulamaya farklı dilleri destekletmeyi planlıyor. Ancak şimdilik, var olan kişisel sözlük ve klavye temaları, gezebileceğiniz temel seçenekler. Temalar söz konusu olduğunda ise "light" teması iOS üzerinde kendi evini bulmuş diyebiliriz ancak bu temada şu anda var olan bir sorun nedeni ile kısayolları hatırlamanız gerekiyor çünkü bu kısayollar harflerin üzerlerinde doğru bir şekilde gösterilmemekteler.

Light teması iOS'a yakışıyor... Swype, klavye, SwiftKey, QuickType, Apple, iOS8, iOS 8
iOS 8'e üçüncü parti klavyelerin yüklenme işlemini gelinirse, ilk işlem diğer bütün uygulamalar ile aynı gözüküyor: App Store üzerinden uygulamayı indirmek. Swype'ı cihazınıza yükledikten sonra ise, uygulamanın simgesine tıklamanız bir eğitim aşamasını aktif ediyor ve hazırlanma süresi boyunca sizi yönlendiriyor. Daha sonrasında yapmanız gereken tek şey ise klavye tercihlerine giderek Swpye'ı buraya eklemeniz. Son olarak da Apple klavyesi üzerindeki tuşuna bası tutmanız ve Swype'ı seçmeniz gerekiyor. Ancak üçüncü parti klavyeler her yerde çalışmamakta. Örneğin bir şifre gireceğiniz zaman sistem Apple klavyesine dönüyor. Büyük olasılıkla Apple'ın güvenlik konusunda ekstra dikkatli olmasından kaynaklanan bu durum, şifrenizi girerken -yüksek ihtimalle- parmağınızı ekran üzerinde kaydırma ihtiyacını duymayacağınız için büyük bir kayıp sayılmaz.
Swype'ın Apple'ın QuickType klavyesinden daha hızlı olup olmadığı sorusuna gelinir ise, arada belirgin bir fark olmadığını söylemek gerekiyor. Ancak parmağınızı ekranın üzerinde kaydırmak, bir şekilde işlemlerin daha hızlı gerçekleştiği hissini yaratmakta ve pek çok zaman ihtiyacımız olan tek şey de bu oluyor...